Trombosit nedir?

Trombosit nedir?

Kısaca PLT adı da verilen trombositler, kemik iliği hücrelerinden kopan parçalardan oluşan çekirdeksiz ve renksiz bir kan hücresi çeşididir. Bu hücrelere “kan pulcuğu” adı da verilir. Bu pulcuklar yaralanma ve hasar anlarında o yaralı veya hasarlı bölgeye giderek orada birikim yaparlar ve yarayı kapatırlar.
Sadece vücudumuzun dışındaki yaralanmalara değil, iç organlarımızdaki hasarlara da müdahale eden trombositler, pıhtılaşmayı hızlandırma özelliği ile kanamayı durdurma ve kan kaybını önleme rolünü üstlenirler. Kan dolaşımındaki ortalama ömürleri ise 8 ya da 10 gündür. Ömürleri biten trombositler dalakta toplanırlar. Burada parçalanıp ayrıştırılır ve dışarıya atılırlar.
Kandaki miktarı karaciğer tarafından kontrol altına alınan trombositler, çeşitli sebeplerden ötürü kimi zaman gereğinden çok yükselebilir ya da düşebilir. Bu anormal trombosit değerleri ilk anda basit gibi görülebilir; ancak üstlendiği görevin önemi hesap edildiğinde durumun ne kadar hayati olduğunu görmek güç olmayacaktır. Belki de günde yüzlerce kez yaralanma tehlikesi atlatırız. Belki de vücudumuzun içinde bizim göremediğimiz bazı fonksiyonlar gelişir ve damarlarımız ya da organlarımız hasar görür. Böyle zamanlarda trombositler bizim en temel ihtiyacımız olmaktadır.
Trombositler gereğinden düşük olduğunda basit bir yaralanma yüzünden hayatımız tehlikeye girebilir ya da organlarımızdaki en basit hasar iç kanama yaşamamıza sebep olabilir. Tam aksine trombositler gereğinden fazla yükseldiğinde ise özellikle damarlarda aşırı pıhtılaşmadan dolayı tıkanmalar yaşanabilir, kısmi, geçici ya da kalıcı felçler görülebilir. Bütün bunlar hayatımızda geri dönüşü olmayan izler bırakacaktır. Bu yüzden bu komplikasyonların önüne geçebilmek adına tam kan sayımı testi yaptırarak trombosit değerlerimizin ne durumda olduğunu öğrenmemizde fayda olacaktır.

Trombositlerin çalışma prensibi nedir?

Kemik iliğinden üretilen ve kısaca PLT şeklinde de ifade edilebilen trombositler, en küçük hacimli kan hücreleridir. Peki pıhtılaşmayı sağlayarak kan kaybını önleyen trombositler nasıl çalışır?
Öncelikle vücudumuzdaki her bir fonksiyonun sinyallerden ve komutlardan oluştuğunu bilmemiz gerekir. Sinyaller salgılar ile sağlanır. Yani organlarımız herhangi bir şeye ihtiyaç duyduğunda kendine özgü olan salgıları vücut ortamına gönderir. Beynimiz ise bu salgının hangi organa ait olduğunu bilir ve o organa komut gönderir. Örneğin mide boş olduğunda ve vücutta yeterli enerji kalmadığında mide bazı salgılar gönderir ve beyin bu şekilde vücudun besine ihtiyacı olduğunu anlayarak acıkma hissiyatını uyarır.
Trombositler de bu prensibe göre çalışır. Örneğin kan damarlarında bir hasar meydana geldiğinde ortama salınan maddeler beyne sinyal gönderir. Sinyali alan beyin, trombositlerin hasarlı bölgeye yönelmesini uyarır. Eğer dolaşımda o hasarı kapatacak yeterli trombosit mevcut değilse o zaman beyin, kemik iliğinin kan hücresi üretimini uyaran mekanizmasına komut verir ve trombosit üretiminin artırılmasını sağlar. Trombositler çoğalıp bu hasarlı bölgeye hücum eder. Trombositler aynı zamanda birbirlerine de sinyaller gönderir. Yani olay yerine birbirlerini çağırırlar.
Hasarlı bölgeye ulaşan trombositler çatlayarak yapışkan özelliklerini ortaya çıkarır. Önce birbirlerine sonra da incelmiş, çizilmiş ya da bütünlüğü bozularak kanama yapmış olan o bölgeye yapışarak bariyer kurar ve ağ oluştururlar. Damar kendi dokusunu onarana kadar trombositler orada bariyer kurmaya devam eder. Diğer iç ya da dış organlarda gelişen yaralanmalarda da trombositler aynı prensiplerle çalışır.
  • Bir önceki yazımızda Nötrofil yüksekliği tedavisi konusunu ele almıştık. Okumak için Nötrofil yüksekliği tedavisi yazısını okuyabilirsiniz.
  • Bir sonraki yazımızda ise, Trombosit testi konusundan bahsettik. Okumak için Trombosit testi nedir yazısını okuyabilirsiniz.
Losemi.net

User Rating: 5 ( 5 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı