Akut miyeloid lösemi tedavisi

Akut miyeloid lösemi tedavisi

AML tedavisinin yöntemi belirlenirken şu kriterler göz önünde bulundurulur:
  • Hastanın yaşı
  • Blastik (olgunlaşmamış) hücrelerin genetik yapısı
  • Lökosit (bağışıklık sağlayan beyaz kan hücresi) sayısı (Ağır hastaların kanında oranları çok yüksektir.)
  • Tedaviye yanıt verme şekli (Remisyonun; yani iyileşme halinin ne kadar sürdüğü çok önemlidir. Remisyon haline zor girenler riskli gruptaki hastalardır.)
Bu kriterlerin durumuna göre hastaya sadece kemoterapi ya da kemoterapi ile birlikte radyoterapi uygulanabileceği gibi, çok daha kritik durumlarda uygun bir donörü bulunan hastaya kök hücre nakli de yapılabilmektedir.
Akut miyeloid lösemi tedavisinde şu aşamalar mevcuttur.

Remisyon indüksiyon tedavisi

İyileşme halini sağlamak için uygulanan tedavi aşamasıdır. Bu aşama pastadaki en büyük paya sahiptir. Hastanın tedavi seyri ve remisyona girme süresi tedavi planının yönünü belirlemektedir. Remisyona girmiş olan hastalar; halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı gibi çeşitli lösemi belirtileri’ni artık yaşamıyor olan ve kan sayımları normale dönen hastalardır. Yani hastanın genel sağlık durumu iyileşir ve hasta kendisini iyi hisseder. Tedavinin diğer aşamalarına geçilebilmesi için hastanın remisyona girebilmiş olması şarttır. Remisyona girme süresi ne kadar uzarsa, hasta o kadar riskli durumda demektir.
Remisyon indüksiyon tedavisinde çeşitli kemoterapi ilaçları kullanılır. Genellikle bu ilaçların sayıları birden fazladır. Bir arada ya da ardı ardına kullanılabilir. Yoğun bir tedavi dönemidir. İlaçların yan etkileri en çok bu basamakta yaşanır.
Remisyon indüksiyon tedavisinde en sık kullanılan ilaç kombinasyonları şunlardır:
  • Sitozin arabinozid + Daunarubisin
  • Sitozin arabinozid + İdarubisin
Doktorlar tedavi planını genellikle “3+7” rejimi ile oluşturur ve çok iyi sonuç alınır. Yani 3 gün üst üste kısa süreli olarak damardan Daunarubisin veya Idarubisin verilirken; aynı paralelde 7 gün boyunca devamlı olarak yine damar yoluyla Sitozin arabinozid verilmektedir. İhtiyaç duyulduğu takdirde Sitozin arabinozid alımı 10 güne çıkarılabilir.
Bu ilaç kombinasyonlarına ek olarak son zamanlarda aşağıdaki ilaçlar eklenmeye başlamış ve çok olumlu sonuçlar alınmıştır:
  • 5-azacitidine
  • Clofarabine
  • Anti CD 33 antikoru
Remisyon indüksiyon tedavisinin riskleri de mevcuttur. Bu tedavide kullanılan ilaçlar kanserli hücrelerle birlikte sağlıklı hücrelere de zarar verebilmektedir. Bu yüzden kansızlık ve trombosit (pıhtılaşmayı sağlayan kan pulcuğu) düşüklüğü çok sık görülür. Lökosit (bağışıklığı sağlayan beyaz kan hücresi) oranları da fazlasıyla düşer. Bu yüzden çok sık enfeksiyon yaşanır.
Trombosit düşüklüğü, durdurulamayan kanamalara sebep olmaktadır. Bu yüzden bu tedavi döneminde kalçadan iğne yaptırmak,  jiletle tıraş olmak ya da diş fırçalamak gibi kanamaya sebep olabilecek işlevlerden kaçınmak gerekebilir. Trombosit düşüklüğü yaşayan hastalara uygun bir vericiden trombosit takviyesi sağlanmaktadır. Vericinin (donörün) kanındaki trombositler, özel bir tıbbi cihaz yardımı ile ayrıştırılarak hastaya aktarılabilmektedir.
Remisyon indüksiyon tedavisi hastaneye yatırılarak yapılır. Tedavi sürerken dikkat edilecek olan bazı durumlar şunlardır:
  • Bulaşıcı hastalığı olanlar hasta ziyaretine kesinlikle girmemelidir.
  • Dışarıdan hastaya yemek getirilmemelidir.
  • Hasta ziyaretleri teker teker yapılmalıdır ve mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır.
Remisyon indüksiyon tedavisinden sonra hastaların büyük çoğunluğu remisyona, yani iyileşme haline kavuşur. Ancak burada asıl mesele remisyon halini koruyabilmektir. Bu aşamadan itibaren hastalar çok sık bir şekilde tıbbi takip altına girerler. Bu takibin amacı hastalığın seyrini kontrol altında tutmaktır. Remisyona giren hastalarda löseminin yeniden nüksetme ihtimali hep olur. Bu yüzden takip şarttır:
  • Ayda 1 tam kan sayımı yapılır.
  • Her 3-6 ayda bir kemik iliğinden parça alınıp patoloji laboratuarında incelenir.
  • Fiziksel muayene yapılır. (Vücuttaki tipik bulgular değerlendirilir.)
Remisyon halinin uzun süre korunabilmesi için pekiştirici tedaviler uygulamak şarttır.

Pekiştirme (konsolidasyon) tedavisi

Remisyona girdikten hemen sonra uygulanan tedavi yöntemidir. Bu tedavi aşaması ile kan sayımlarında ya da mikroskobik incelemelerde fark edilememiş kanserli blast (olgunlaşmamış) hücrelerin tamamen yok edilmesi ve remisyon halinin korunması amaçlanır. Remisyon indüksiyon tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçları vücudun bazı bölümlerine ulaşamamaktadır. Bu yüzden o bölgelere de ulaşabilecek kemoterapi ilaçları kullanılabilir.
Bir diğer pekiştirme tedavisi ise kök hücre/kemik iliği naklidir. Remisyona zor girmiş olan ve uygun donörü bulunan hastalara bu yöntem uygulanır. Kök hücre nakli ile birlikte remisyon hali çok uzun yıllar korunabilir ve tamamen iyileşme sağlanabilir.
AML hastalarına ALL’de olduğu gibi idame tedavisi uygulanmaz. (İdame tedavisi, en az 2 sene süren ve hafif kemoterapi uygulamaları ile dolu olan bir tedavi sürecidir.) Hastalar remisyon halini 5 yıl koruyabildiğinde artık bu hasta tamamen iyileşmiş kabul edilir. Yine de bu hastalığı geçirmiş olanların tıpkı diğer herkes gibi düzenli sağlık takiplerini yaptırması yararlı olacaktır.

Akut miyeloid lösemi tedavisi yaşlılarda nasıl gerçekleştirilir ?

AML hastalığının yaşanma riski yaş aldıkça artmakta; 75 yaşını geçtikten sonra ise son hızla artmaktadır. AML hastalığını yaşayanların ¾ gibi büyük bir kısmı 60 yaş üstü bireylerden oluşmaktadır. Hücrelerde kötü genetik bozukluklara çok sık rastlanılır.
Lösemiye ek olarak yaşlılığın vermiş olduğu etkiyle genel sağlık durumunun kötü olması, bünyenin zayıf olması ve organların eski sağlamlığında olmaması sebebiyle genellikle tedaviye başlayabilmek pek mümkün olmaz. Aksi halde kemoterapi ilaçlarının güçlü etkileri bu zayıf düşmüş bünyeyi hayati tehlikeye girdirebilir ve ölüme sebep olabilir. Bu yüzden hastanın genel durumunun kemoterapiyi kaldırıp kaldırmayacağı iyi bir şekilde tahlil edilmelidir.
Eğer hasta standart şekilde uygulanan kemoterapiye uygun değilse, hastaya çok düşük doz kemoterapi uygulanır. Bunun yanında genel sağlık durumunun iyileşmesi için destek tedavisi uygulanır. Uygulanabilen bazı destek tedaviler şunlardır:
  • Enfeksiyon durumlarında uygun antibiyotik verilmesi
  • Trombosit düşüklüğü yaşandığında uygun bir vericiden trombosit takviyesi yapılması (Trombosit süspansiyonu)
  • Kansızlık ve kansızlık belirtileri yaşandığında ise yine uygun bir vericinin kanından eritrosit (besin ve oksijen taşımakla görevli olan kırmızı kan hücresi)elde edilerek hastaya takviye edilmesi (Eritrosit süspansiyonu)
Eğer hastalar yaşlı olduğu halde bünyeleri kemoterapiyi kaldırabilecek güçte ise, o halde bu hastalar tıpkı genç bireyler gibi standart şekilde tedavi edilebilir.
Losemi.net

User Rating: 5 ( 5 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı