Akut lenfoblastik lösemi tedavisi

Akut lenfoblastik lösemi tedavisi

Akut lenfoblastik lösemi tedavisinde hastaya göre pek çok kemoterapi ilaçları üretilmiştir. Eski ya da güncel olabilecek pek çok tedavi yöntemi mevcuttur; ancak yine de hangi tedavinin en iyi tedavi olduğu konusu netlik kazanmış değildir. Tedavi yöntemlerinin etkileri her insanda farklı şekillerde gözlenir.
Tedavi planları her hastaneye göre, hatta ve hatta her doktora göre farklı şekillerde oluşturulabilmektedir. Doktorun ne kadar idealist ya da ne kadar tecrübeli olduğu bu yüzden çok önemlidir. Tedavi planları genel itibari ile şu kriterlere göre belirlenir:
  • Hastanın yaşı
  • Tespit edilen lökosit sayısı
  • Saptanan genetik bozuklukların neler olduğu
  • Lenfoblastların (olgunlaşmamış kan hücrelerinin) tipi
ALL tedavisinde 4 aşama mevcuttur:

Remisyon sağlama

Akut lenfoblastik lösemi‘nin anormal kan bulgularını normale döndürmeye ve bu hastalığın rahatsızlık verici belirtilerini gidermeye yönelik uygulanan tedaviler bütünüdür. Bu yüzden tedavinin en önemli aşamasıdır denilebilir. Bu aşamada hem kanserli hücreleri öldürmek hem de yüksek ateş, kanama, kansızlık durumlarını gidermek için ilaç tedavileri uygulanır. Başlangıç tedavisidir. 1-2 aylık bir süreci kapsar ve tedaviler hastanede yatırılarak uygulanır.
Damar yolu ile uygulanan ilaçlar şunlardır:
  • Daunoblastin
  • İdarubisin
  • Vincristin
  • Kortizon (ağızdan verilen türü de vardır)
  • L-asparaginaz (kalçadan da verilebilir)
  • Siklofosfamid (kalçadan da verilebilir)
Bu ilaçların olası yan etkileri de vardır:
  • Anemi (kansızlık)
  • Ateş
  • Yumuşak dokularda kanama (Burun içi, diş eti vs.)
Bu ilaçlar hastaya uygulandığında yaklaşık %85 oranında istenilen remisyon durumu sağlanmış olur. Remisyondan kasıt; tam kan sayımlarının normal seviyelerde görülmesi, hastalıkla ilgili şikâyetlerin son bulması ve kemik iliğindeki olgunlaşmamış kan hücrelerinin -yani blastların- %5’in altında seyretmesi durumudur.
Remisyon sağlansa bile “vücutta kanserli blast hücrelerinin varlığı bitmiştir” diyebilmek zordur. Bu kemoterapi ilaçları ile blast hücreleri azaltılmış olsa bile tamamen yok edilememiş olması çok yüksek bir ihtimaldir. Vücutta kalan bu kanserli hücreler yine kontrolsüz bir şekilde çoğalarak kan değerlerini altüst edecektir. Bu yüzden remisyon halinin kısa sürede son bulmaması için doktor ek tedaviler yazacaktır.
Bu ek tedavilerden birisi, bel kemiğine uygulanan radyoterapi ve kemoterapidir. Remisyon sağlamak için kullanılan ilaçlar genellikle omuriliğe ve beyne ulaşmazlar. Bu yüzden remisyon sağlandıktan hemen sonra bel kemiğine tedavi uygulanarak beyin ve omurilik bölgesine de tedavi ulaştırılmış olur. Böylelikle remisyon hali daha kalıcı hale getirilmiş olur.

Pekiştirme tedavisi

Tam remisyon (iyileşme) sağlandıktan sonra bu durumun kalıcı hale gelmesi ve korunması için doktor pekiştirme tedavisi de uygulamaktadır. Aksi halde hastalığın tekrardan nüksetmesi kaçınılmaz olur. (Bu nüksediş, remisyon tedavisinin kalıcılık oranına göre aylar ya da yıllar sürebilir.) Tam kan sayımlarında blastlara rastlanmasa bile önlem amaçlı bu tedavi uygulanır; çünkü bu kan sayımlarında az sayıda kalan blastların tespit edilememe ihtimali vardır. Tam iyileşmenin sağlanması ve bu iyileşme durumunun korunması için tek bir tane bile kanserli hücrenin kalmaması gerekir.
Pekiştirme tedavisi kök hücre nakli (kemik iliği nakli) ya da kemoterapi ile gerçekleştirilebilir. Kemoterapi ilaçları bazı hastalara ağır gelebilir. Yüksek risk grubunda olan bu hastaların özellikleri şunlardır:
  • Bu hastalar remisyona geç girmişlerdir.
  • Genetik bozuklukları vardır (Kanda ya da kemik iliğinde Philadelphia kromozomu varlığı tespit edilmiştir.)
  • Remisyon sağama tedavisinden önce lökosit oranları ciddi şekilde yüksek bulunmuştur.
  • 45-50 yaşın üstündelerdir.
Yüksek risk grubunda olan bu hastalara eğer donör (verici) mevcutsa kök hücre nakli yapılması en uygun yol olur. Standart risk grubunda olan hastalar ise hem kök hücre nakli hem kemoterapi yöntemlerinden yararlanabilmektedir.

Kök hücre nakli/Kemik iliği nakli

ALL hastasının kemik iliği hatalı kan hücresi ürettiği için, bu hastalara uygun bir vericiden sağlıklı kemik iliği nakil edilebilir ve sağlıklı kan hücresi üretimi bu şekilde sağlanabilir. Buna kök hücre tedavisi denmektedir.
Kemik iliği nakli maalesef her hastaya yapılamamaktadır. Bu nakil işlemi için aranan şartlar şunlardır:
  • Kemoterapi ilaçları ile remisyonun sağlanamıyor olması
  • Remisyon haline çok zor girilmiş olması
  • Lökosit yüksekliğinin baş edilemez seviyede olması
  • Hastada genetik bozuklukların olması
  • Uygun bir vericinin (donörün) bulunabilmiş olması

İdame tedavisi

2-3 yıl kadar devam edebilen bir tedavi sürecidir. Bu aşamada kemoterapi çok hafif uygulanır. Hastaneye yatmaya da gerek yoktur. Bu tedavi için kullanılan ilaçlardan bazıları şunlardır:
  • Mercaptopurin
  • Vincristine (Yan etkisi; ellerde ve ayaklarda uyuşma)
  • Methotrexate kortizon (Yan etkisi; mide bulantısı/mide ağrısı, yüksek ya da düşük tansiyon, kemik erimesi)
İlaçların dozları kan testi sonuçlarına göre belirlenmektedir. Durumu kontrol altında tutabilmek için ilk 2 yıl kan değerlerinin durumuna göre 3 ya da 6 ayda bir kemik iliği biyopsisi yapılmaktadır. Hastalık 5 yıl boyunca nüksetmediği takdirde kişi tamamen iyileşmiş kabul edilir. Yine de geçmişte lösemi geçirmiş hastaların yılda en az 1 kez tam kan sayımı yaptırarak durumun hala normal seyrinde devam edip etmediğini kontrol etmesi en
doğrusudur.
Losemi.net

User Rating: 5 ( 4 votes)
Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kapalı